Antalya Blog Geri Dön

  • Mon 7th Jan 2013

Antalya ili, Türkiye’nin güneyinde, merkezi Akdeniz kıyısında olan bir turizm merkezidir. Kuzeyinde; Burdur, Isparta, Konya, doğusunda; Karaman, Mersin, batısında; Muğla illeri vardır. Güneyi, Akdeniz ile çevrelenmiştir. Türk Riviera’sı Antalya kıyılarının uzunluğu 630 km’yi bulur.

 

Yüz ölçümü: 20.723 km²

Nüfus: 2.328.555

Antalya için ucuz uçak biletlerini www.sembilet.com üzerinden en uygun fiyatlara satın alabilirsiniz.

Tüm ucuz uçak bileti fiyatlarını tek ekranda görüntüleyerek daha ucuza uçak biletinizi alın tasarruf edin.

Tarihçe    : "Attalos Yurdu" anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur. Bergama Krallığı’nın sona ermesiyle (M.Ö. 133) bir süre bağımsız kalan kent, daha sonra korsanların eline geçmiştir. M.Ö. 77’de Komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılmıştır. M.Ö. 67’de Pompeius’un donanmasına üs olmuştur. M.S. 130’da Hadrianus’un Attaleia’yı ziyaret etmesi şehrin gelişmesini sağlamıştır. Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan ismi görülen Attaleia, Türklerin eline geçtikten sonra büyük bir gelişme göstermiştir. Modern şehir, antik yerleşmenin üzerine kurulduğundan, Antalya’da antik çağ kalıntılarına çok az rastlanmaktadır. Görülebilen kalıntıların ilki, eski liman olarak nitelenen liman mendireğinin bir kısmı ve limanı çevreleyen surdur. Surların park dışındaki kısmında restorasyonu yapılan Hadrian Kapısı Antalya’nın en güzel antik eserlerinden biridir.

Anıt mezarAntalya şehri ve çevresine antik çağda, “çok verimli” anlamına gelen Pamphylia, Batı kesimine ise Lykia denirdi. Milattan önce VIII. yüzyıldan itibaren buraya Ege denizinin Batı kıyılarından göçenler; Aspendos ve Side gibi şehirleri kurmuşlardır. II. yüzyıl ortalarında hüküm süren Bergama Kralı II. Attalos, Side’yi kuşatmıştı. Antalya’nın yaklaşık 75 km. doğusundaki Side’yi alamayan kral, şimdiki il merkezinin olduğu yere gelerek bir şehir kurdu. Buraya onun adı verilerek Attaleia dendi. Zaman içinde Atalia, Adalya diyenler oldu. Antalya, onun adından gelmektedir.

Yapılan arkeolojik kazılarda Antalya ve bölgesinde, günümüzden 40 bin yıl önce insanların yaşadığı ispat edilmiştir. Milattan önce 2000 yılından bu yana bölge, sırasıyla;  Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletlerinin ve Pers, Büyük İskender ile onun devamı sayılan Antigonos, Ptolemais, Selevkos, Bergama Krallığı’nın idaresine girmiştir. Daha sonra Roma Devleti, hüküm sürmüştür. Antalya’nın antik çağdaki adı Pamphylia idi ve burada kurulan şehirler bilhassa II. ve III. yüzyılda altın çağını yaşadı. V. yüzyıla doğru da eski ihtişamını kaybetti.

KaleiçiYöre Doğu Roma ya da Türkiye’de tanınan adıyla Bizanslıların hâkimiyeti altındayken, 1207’de Selçuklular tarafından Türk topraklarına katıldı. Anadolu Beylikleri devrinde ise Teke Aşiretinin bir kolu olan Hamitoğulları’nın egemenliğine girdi. Teke Türkmenleri, Türklerin eski yurdu bugünkü Türkmenistan’da da nüfus olarak en büyük boylardan biridir. XI. yüzyılda bir kısmı buraya gelmiştir. Bugün Antalya’nın kuzeyi ile Isparta ve Burdur’un bir kısmı olan Göller Bölgesinin, bir adı da Teke yöresidir. Osmanlılar zamanında Anadolu eyaletine bağlı Teke sancağının merkezi, şimdiki Antalya il merkeziydi. O yıllarda buraya Teke sancağı denirdi. İlin şimdiki adı ise aslında antik çağdaki adının biraz değişmiş şeklidir ve Cumhuriyet döneminde verilmiştir.
XVII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya’ya gelen ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi,  kale içinde dört mahalle ve üç bin ev, kale dışında 24 mahallesi olduğunu belirtir.  Şehrin çarşısı ise kale dışındaymış.  Evliya Çelebi’ye göre limanı, 200 parçalık gemi alacak büyüklüktedir. İdarî bakımdan Konya’ya bağlı Teke Sancağı’nın merkezi olan Antalya, Osmanlı imparatorluğunun son yıllarında bağımsız sancak haline getirildi.

Günümüz kaleiçi evleriKaleiçi ; büyük bir bölümü yıkılmış ve yok olmuş at nalı şeklinde içten ve dıştan surlarla çevrilidir. Surlar, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirleri ortak eseridir. Surların 80 burcu vardır. Surların içinde kiremit çatılı 3.000 kadar ev bulunmaktadır. Evlerin karakteristik yapıları Antalya'nın sadece mimari tarihi hakkında fikir vermekle kalmaz, aynı zamanda bölgedeki yaşam tarzını, gelenek ve görenekleri en iyi şekilde yansıtır. 1972 yılında Antalya iç limanı ve Kaleiçi semti, özgün dokusu nedeniyle "Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu" tarafından "SİT bölgesi" olarak koruma altına alınmıştır. Turizm Bakanlığı'na "Antalya- Kaleiçi Kompleksi" restorasyon çalışmasından dolayı, 28 Nisan 1984’de FİJET (Uluslararası Turizm Yazarları Birliği) tarafından Altın Elma Turizm Oskarı ödülü verilmiştir. Günümüzde Kaleiçi otelleri, pansiyonları, restoranları ve barları ile eğlence merkezi haline gelmiştir.

Eski Antalya Evleri    : Yazların çok sıcak ve kışların ılık geçtiği Antalya'da eski evlerin yapımında soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem verilmiştir. Gölgeli taşlıklar ve avlular hava akımını kolaylaştıran özelliklerdir. Depo ve hol görevi yapan girişi ile üç kat üzerine kurulmuştur.

Yivli Minare: Antalya’nın ilk Türk yapısıdır. Merkezde liman yakınındadır. Üzerindeki yazıta göre Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın yönetimi zamanında (1219-1236) inşa edilmiştir. Tuğla ile örülen gövdesi, sekiz yarım silindirden oluşur. Bu minarenin bitişiğinde bir cami varsa da yıkılmış olmalıdır. Çünkü Minarenin yanındaki Cami daha geç devre, 1372 yılına aittir. Bir Türk Beyliği olan Hamitoğulları zamanında, Tavaşi Balaban adlı bir mimar tarafından yapılmıştır.

Ulu Cami: Kesik Minare adıyla da bilinir. Aslında bir Bazilika olarak V. yüzyılda inşa edilmiştir. İlk eserden çok az bölüm ayakta kalmış, Bizans döneminde değişikliklere uğramıştır. Eser, Osmanlılar zamanında tamir görmüş, bir kısmı Mevlevihane olarak kullanılmış, sonra cami olarak hizmete açılmıştır.

Karatay Medresesi: İl merkezindeki önemli Türk İslâm yapılarından olup XIII. yüzyıl ortasında inşa edilmiştir.

Evdir Han:  20. yüzyıl başlarına kadar ulaşım at ve develerle sağlanır, ticaret malları da bu hayvanlarla nakledilirdi. Kervanlar yollarda, “Han” ve kervansaraylarda konaklardı. İşte Evdir Han da bunlardan biridir. Antalya’dan kuzeye giden yol üstündedir. Bugünkü Antalya-Korkuteli kara yolunun 1 km. doğusunda ve il merkezine 18 km. uzaklıktadır. En fazla dikkati çeken kısmı sivri kemerli portalıdır. XIII. yüzyılın başlarında yapılmış bir Selçuklu eseridir.

Kırkgöz Han:  Antalya – Afyon eski yolundaki ikinci durak yeri Kırkgöz Han’dır. Kırkgöz Han Antalya’ya 30 km. uzaklıkta bulunan Kırkgöz’de,  Pınarbaşı mevkiindedir. Çok sağlam bir durumdadır.

Düden Şelâleleri: Antalya il merkezinin yaklaşık 10 km. kuzeydoğusundaki bu şelâle, şehri simgeleyen tabiat güzelliklerindendir. 20 metre yükseklikten dökülür. Ana kaynağı Kırkgöz mevkisidir. Aşağı Düden Şelâlesi ise Lâra Plajı yolundadır.  Kent merkezinin güneydoğusunda, 40 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülür. Antalya’nın simgeleşmiş tabiat güzelliklerindendir.

Kurşunlu Şelâlesi: İl merkezinin doğusundaki Alanya yolunun 24. km’sindeki sapaktan Isparta yoluna girildikten 7 km. sonra ulaşılabilir.  Bu tabiat harikası da en çok ziyaret edilen yerlerden biridir. Şelâle bir masal diyarından çıkıp gelmiş gibidir. Yemyeşil derin bir vadinin içindedir. Bütün çevresi yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle gezilebilir. Yer yer gölcüklerin oluştuğu sularda çok sayıda balık yaşamaktadır. Aynı zamanda zengin faunası ile dikkat çeker. Düden, Kurşunlu ve Manavgat Şelâleleri, birçok Türk filminde mekân olarak kullanılmıştır. Hepsine de otobüsle rahatlıkla gidilebilir.

Lâra - Konyaaltı Plajı: Antalya il merkezinin 10 km. kadar doğusundaki doğa harikası Lâra Plajı ile Antalya merkezinin batı kıyısındaki Konyaaltı Plajı şehrin en güzel kıyılarıdır.

Perge: Antalya 18 km doğusunda, Aksu Bucağı yakınındadır. Kilikya - Pisidia ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. Kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (Milattan Önce VII yüzyıl). Perge, Hıristiyanlar için önemli bir kent idi.  Aziz Paulos ve Barnabas, Perge’ye gelmiştir. Magna Plancia gibi kimi zenginler buraya önemli anıtlar kazandırmışlardır. İlk kazıların 1946 yılında İstanbul Üniversitesi tarafından başlatıldığı Perge’de; Tiyatro, Stadyum, Sütunlu Cadde, Agora’dan oluşan şehir kalıntıları bulunmuştur.

Karain Mağarası: Antalya’nın 27 km. kuzeybatısında, Yağcılar sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunan kalıntılar Paleolitik, Mezolitik, Neolitik ve bronz çağlarına aittir. Bu mağara, görülmesi gereken yerlerdendir. 

Ariassos:  Antalya-Burdur otoyolunun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan 1 km. içerdedir. Bir dağın yamacında kurulmuş olup, hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir. Ariassos kentine girilen vadinin başlangıcında kentin en görkemli kalıntısı olan giriş kapısı yükselir. Roma devrinden kalma bu anıt, 3 kemerli ve dolayısıyla 3 girişli olduğu için, yöre halkınca “Üç kapı” diye anılır. Kentin şaşırtıcı bir özelliği, dörtte üçünün, olağanüstü gösterişli anıtsal mezarlar olan nekropolis kalıntısı olmasıdır.

Hayat Tarzı    : Antalya ve çevresinde, asırlardır süzülen iki hayat tarzının da mirası vardır. Türkler buraya ilk geldiklerinde yerleşik düzene hemen uymuşlar; köy, kasaba ve şehirler kurmuşlardır. Nüfusun bir kesimi ise Türklerin Anadolu’ya gelmesinden önce olduğu gibi konargöçer hayatı sürdürmüştür. Yarı yerleşik demek olan bu hayat tarzına göre, birbirine akraba en az 15–20 aile, bazen de yüzlerle ifade edilen sayıdaki aileler; kıl çadırlarda yaşar, yazın dağlara çıkar, kışın ise kışlak denen sıcak ovalara inerlerdi. Deve, koyun gibi hayvanları yetiştirir bunlardan ürettikleri ürünleri, yerleşik halkın ürünleriyle değişerek ya da satarak geçinirlerdi. Et, süt, yağ üretirler, kıl çadır ve doğal kökboyalı kilim dokurlardı. Kışlaklarda dar alanlara tahıl, sebze ekenler bile olurdu. Hatta Osmanlı ordusuna at yetiştiren büyük konargöçer grupları (aşiret, oymak) vardı.

Bugün Avrupa’nın en önemli müzelerini süsleyen Türk kilimleri, bu insanların el emeği göz nurudur. Günümüzdeki halk müziği kültürünün çok büyük bir kısmı konargöçerlerden mirastır. Karacaoğlan, Dadaloğlu gibi Türk halk şiiri ve müziğinin en büyük ozanları, bu kültürün temsilcileridir. Eskiden beri kırsal kesimdeki köylerde yerleşik hayatı sürdürenler kendilerini, “yerli, köylü” gibi tabirlerle nitelerken, Yörüklerin topluca yerleştiği bir köye gitseniz “Burası Yörük köyü” derler Türkiye’nin hemen her tarafında bu tür nitelemeleri duyabilirsiniz. Ancak insanlar eskilere uzanan bu hayat farkını bu şekilde vurgulasa da, hepsi aynı köke sahiptir ve Türk’tür. Aslı birbirlerine farklı gözle bakmazlar ve bunu bir zenginlik olarak görürler. 

Bugün Türkiye, çağdaş modern hayata en iyi uyum sağlayan, teknolojiyi en iyi şekilde kullanan ülkelerden biridir. Ama hem nostaljik hem de kültürel değeri olan, binlerce yıldır devam eden hayatı sürdüren, birkaç küçük konargöçer grubu kalmıştır günümüzde. Sayıları da birkaç yüz kişiyi geçmez. Hazin bir biçimde, o hayat tarzından sadece develer kalmıştır. Yolunuz düşerse yaz aylarında Belek, Manavgat ve Alanya’da süslenmiş, çanlı çıngırdaklı turist taşıyan develer görürsünüz. İşte o günlerden hatıradır bu develer. Ayrıca Kemer’de ve Antalya Kumluca yolunda yine yerli yabancı turistlere hizmet veren Yörük çadırları görürsünüz. Yarı müze görünümündeki bu çadırlarda Yörüklere has ayran ve gözleme yiyebilirsiniz. Antalya’nın yerli halkı bugün bile imkân bulduğunda yazın Gömbe, Sütleğen, Alanya gibi yaylalara çıkar. Bu gelenek, atalarından kalan bir hatıradır. Alanya gibi bazı ilçelerde kışın Toros dağlarında kuyularda saklanan karların, Ağustos ayında dağdan indirilerek ilçe merkezine getirildiğini, şerbet haline getirilerek seyyar satıcılar tarafından satıldığını görürsünüz. Bu da yine Yörüklerin eski geleneklerinden sadece biridir.

Yerel Yemekler    : Yörüklerin beslenme tarzının temelini, hayvancılık ve buğdaydan elde edilen besinler belirler. Kıyı şeridinde az da olsa yaş sebze üretilmesine karşın iç bölgelere gidildikçe buğday ve kuru sebze ağırlık kazanır. Antalya’da dünya mutfaklarının tamamına turistik otel ve lokantalarında bulmak mümkündür. Ama yöreye has yerel yemekler şunlardır: Saç kavurması, Tandır kebabı, Kölle (buğday, fasulye, nohut ve bakla haşlaması), Domates civesi, Hibeş, Arapaşı

İklimi: Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Antalya’da, kışlar ılıman ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer.

Ulaşımı: Karayolu, havayolu ve denizyolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Antalya havalimanı uluslararası hava trafiğine açıktır.

Antalya Havalimanı yolcu sayısı bakımından Türkiye'nin 3. Havalimanıdır. 

2018 Yılı rakamlarına göre yolcu sayıları şu şekildedir.

İstanbul Atatürk Havalimanı : 67.981,446

İstanbul Sabihagökçen Havalimanı : 34.136,516

Antalya Havalimanı : 31.566,217

Antalya Havalimanı Ankara ve İzmir Havalimanlarından da daha fazla yolcuya sahiptir. 2016 ve 2017 yıllarında düşüş yaşadı ancak 2018 yılında rekor kırarak 31,5 milyon yolcuya ulaştı.

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
ANTALYA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

 

Antalya hakkında notlarımız

Akdeniz’in incisi, bacasız sanayimizin lokomotifi olan Antalya, özellikle yaz aylarında turistlerle dolup taşıyor. Güzel plajları, kanyonları, koyları, antik kentleri ve daha birçok doğal güzelliğiyle yerli yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor. 2.3 milyon nüfusuyla ülkemizin en kalabalık beşinci şehri olan Antalya’nın nüfusu özellikle sıcakların artmasıyla iki üç katına çıkabiliyor. Bölgede gelişmiş olan turizm kültürü doğal olarak konaklama imkânlarını da son raddesine kadar geliştirmiş. Bütçenize göre mutlaka bir otel bulabiliyorsunuz. Otel fiyatları denize yakınlık, havuz, açık büfe kahvaltı ve yemek, wi-fi, klima gibi imkânlara göre değişiyor. Oda kiralama mantığıyla işlemeyen oteller için kişi başına ücret ödemeniz gerekiyor. Bütün bu imkânları barındıran otellerin fiyatlarının yüksek olması beklenen bir durumdur. Ancak “Ben zaten Antalya’yı gezmeye gidiyorum. Otelde çok vakit geçirmeyeceğim. Sadece konaklayabileceğim ucuz bir otel arıyorum” diyenler de olabiliyor. Antalya’da sadece büyük oteller değil; aynı zamanda motel, pansiyon gibi sadece konaklamaya yönelik işletmeler de mevcut. Bunların yanında mesleğe göre, öğretmenevleri, polis evleri gibi kamu kurumları da misafir ağırlıyorlar. 
Antalya’da gezilebilecek yerlere gelince ilkin denizinden bahsetmemiz gerekir. Akdeniz, coğrafi konumu ve bölgenin sıcaklıkları dolayısıyla buharlaşmanın yoğun olduğu bir denizdir. Haliyle suyu oldukça tuzludur. Kumsalı çoğu yerde doğrudan azalmaz ancak dip akıntılarına karşı da dikkatli olmak gerekir. Birçok insan tatil planı yaparken plajların karma olmasından dolayı seçenekleri azaltmak durumunda kalıyor. Antalya’nın Sarısu Kadınlar Plajı, sadece kadınlara özel olarak ayrılmıştır. 
Peki, herkes Antalya’yı denizi için mi tercih ediyor dersiniz. Tabii ki hayır… Antalya’da görülmeye değer çok sayıda yer var. Bunların başında Antalya’nın dillere destan şelaleleri geliyor. Düden şelalesi Kepez hidroelektrik santralinden kaynağını alan ve daha sonra iki ayrı kola bölünen Düden çayının devamıdır. Şelalenin yakınlarında da restoranlar, kafeteryalar ve alışveriş dükkânları mevcut. Bir diğer şelale ise Kurşunlu Şelalesidir. Burada su tam 18 metre yükseklikten dökülüyor. Nasıl huzur verici bir sesinin olduğunu tahmin edersiniz artık. Şelalenin civarında yeme içme imkânı sunan işletmeler ve hediyelik eşya dükkânları da bulunuyor. 
Tarih meraklıları için Alanya kalesi görülmeye değer yerlerden biridir diyebiliriz. Kaleyi Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat inşa ettirmiştir. Yapım tarihinin 1221 olduğunu söylersek ne kadar köklü bir tarihe ve çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yaptığının anlaşılması için yeterli olacaktır. 
Yine tarih severlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden biri Antalya’nın da simgesi sayılan Yivli Minaredir. Bu minare de tıpkı Alanya kalesi gibi bir Selçuklu mirasıdır. 13. Yüzyıldan bugünlere dek sağlamlığını koruyan minare üzerindeki sarmal yivler dolayısıyla Yivli minare diye adlandırılmış. 
Doğanın merkezinde ve suyun içinde biraz yürüyüş yapıp stres atmak ister misiniz? Buyurun Gökbük Kanyonu’na o zaman. Yeşilin ve suyun muhteşem birlikteliği size tüm yorgunluğunuzu unutturacak ve zihninizi rahatlatacak.  Ayrıca Göynük Kanyonu ve Köprülü Kanyonu da listemize ekleyelim. Maviyle yeşilin buluşmasında huzur buluyorsanız Antalya’nın koylarını da gezmenizi tavsiye ederiz. Adrasan koyu, Likya yolu bunlardan başlıcalarıdır. 
Antik kentlerde kadim medeniyetlerden bugüne uzanan bir tarihi koku vardır. Büyük kütleli taş yapıların arasında gezerken milattan önceki zamanlarda hissedersiniz kendinizi. Bu kokunun meraklıları için Termessos Antik Çağı diye bilinen mekânı, Selge Antik Kentini, Side Antik Tiyatrosunu ve Rhoadiapolis Antik Kentini önerebiliriz. 
Peki, Antalya’da ne yenir? Neyi meşhurdur? Antalya’nın turizm aracılığıyla dünyaya açılan kapılarımızdan biri olduğunu düşünürsek kültürümüze ait bütün yemek çeşitlerini burada bulabileceğinizi söyleyebiliriz. Başta kebap, döner gibi geleneksel yemeklerimiz olmak üzere Anadolu’nun dört bir köşesinden lezzetleri bulabilirsiniz. Bunların haricinde Antalya’nın kendine özgü yemekleri arasında Kabak Çiçeği Dolması, Börülce Salatası, Hibeş ve Kölle gibi yemekler bulunmaktadır. Antalya’ya ulaşımı doğrudan Antalya havaalanına uçak bileti alarak sağlayabileceğiniz gibi yakın iller üzerinden de gidebilirsiniz. Keyifli sehayatler…

 

Antalya ili, Türkiye’nin güneyinde, merkezi Akdeniz kıyısında olan bir turizm merkezidir. Kuzeyinde; Burdur, Isparta, Konya, doğusunda; Karaman, Mersin, batısında; Muğla illeri vardır. Güneyi, Akdeniz ile çevrelenmiştir. Türk Riviera’sı Antalya kıyılarının uzunluğu 630 km’yi bulur.
Yüz ölçümü: 20.723 km²
Nüfus: 2.328.555
Antalya için ucuz uçak biletlerini www.sembilet.com üzerinden en uygun fiyatlara satın alabilirsiniz.
Tüm ucuz uçak bileti fiyatlarını tek ekranda görüntüleyerek daha ucuza uçak biletinizi alın tasarruf edin.
Antalya'da iki adet havalimanı bulunmakta, ikinci havalimanı da Gazipaşa bölgesinde yer alan Gazipaşa - Alanya havalimanıdır.
Gazipaşa - Alanya Havalimanı. Antalya'nın Gazipaşa ilçesindedir. Alanya'ya 45 kilometredir.

Antalya havalimanı ve Alanya Gazipaşa havalimanı ucuz uçak biletlerini sembilet.com üzerinden en uygun fiyatlara satın alabilirsiniz.

0850 333 1 736 çağrı merkezimizden yada info@sembilet.com mail adresimizden bize ulaşabilir, uçak bileti ve seyahatlarınızla ilgili yardım alabilirsiniz.